28 Ekim 2013 Pazartesi

Yolculuklar...

  Yolculukları hep sevmişimdir ben... Kimine göre işkence gibi olan o yollar bana anlam veremediğim bir heyecan,  mutluluk verir... Belki çok fazla yolculuk yapmadığımdan o bıkkınlık derecesine gelmemiş olabilirim... 
  Sanki her yolculukta sonunu bilsem de beni bekleyen sürprizler varmış gibi gelir... Sanki bu sefer farklı şeyler beni bekliyordur... Sanki bambaşka bir hayat sunulacaktır bana... Aslında her yolculuk benim için bir başka umuttur... 
  Bir de yolculuklar düşünmek için en uygun zamanlardır... O uçsuz bucaksız yollarda giderken pek de seçeneğiniz yoktur çünkü... Kulağınızda bir kulaklık, huzur verici bir şarkı ve alabildiğine uzuuun bir yol...
  Yolculuklar o içimizde olan kaçıp gitmedir aslında ne kadar yakın olsa da mesafeler... Herşeyden vazgeçme... Herşeyi bırakıp gitme... 
  Bazen ölümün provasıdır... Geride kalanları düşünerek... Birgün bırakıp gittiğimizde nasıl yaşayacaklarını görmektir... 
  O yüzden severim ben yolculukları... Hem hüzündür... Hem umut...

Bir hayattan bir hayata geçmek...

  ...

  Bir erkeği hayatın içinde kadınlar gezdirir, hayatın katları arasında kadınlar dolaştırır.
  Zevkli bir kadına rastlarsanız zevkiniz, bilgili bir kadına rastlarsanız bilginiz, esprili bir kadına rastlarsanız espriniz, zeki bir kadına rastlarsanız zekânız gelişir; yeni huysuzluklar, kaprisler, kavga nedenleri, acılar da öğrenirsiniz.
  Ardınızda kalan kadının size öğrettiklerine, yeni kadının öğrettikleri de katılır.
  Her zaman eski kadını anacağınız bir an gelecektir; şimdi size eskimiş gözüken o manzaranın da bir zamanlar sizin için ne kadar yeni olduğunu hatırlayacaksınızdır; bir sevgiliyi değilse bile zaman zaman bir kardeşi özler gibi özleyeceksinizdir onu.
  Bir kadından bir kadına, bir hayattan bir hayata geçerken heyacanınıza daima birazda kırıklık karışır; tuhaf bir kırıklıktır bu, yalnızca erkeklerin bildiği, çocuğunu sokağa bırakmış bir babanınkini andıran sızılı, tuhaf bir vicdan azabı; bugün girdiğiniz bahçenin kapısına onun bahçesinden geçerek geldiğinizi bilmenin huzursuz borçluluğu.
  Hayat, kutsal kitaplarda anlatıldığı gibi kat kattır; Babil'in asma bahçeleri gibi teraslar halinde yükselir.
  Bir terastan bir terasa sizi kadınlar götürür.
  Ve bugün durduğunuz teras, seyrettiğiniz manzara, gördüğünüz hayat, yanınızdaki kadının terası, manzarası, hayatıdır; hayatın hangi katında durduğunuzu, yanınızdaki kadının durduğu kat belirler.
  Hayatınız, seçtiğiniz kadındır.
  Bir kadın değil bir hayat seçersiniz çünkü.

Ahmet ALTAN 

24 Ekim 2013 Perşembe

Ah bu ben...

  Sözlerinin beni anlattığını düşündüğüm bir şarkı... 
  Mazhar Alanson - Ah Bu Ben 

  Sen beni tanımazsın
  Severim de söylemem 
  Sen beni uzak sanırsın 
  Bilirim söz dinlemem...

  Ah bu ben kendimi nerelere koşsam?
  Saklansam bir yerlerde gizlice ağlasam... 
  Ah bu ben kendimi nerelerde bulsam?
  Çekilsem sahillere hayaller mi kursam???




23 Ekim 2013 Çarşamba

Bir çırpıda...

  Birgün gelir, dünyanın bir yerinde yıllarca senin haberin olmadan yaşamış birine, bütün hayatını anlatmak istersin...
Murathan Mungan

  İşte bir çarpıcı söz daha... Bu sözü bir arkadaşım paylaştığında öylece kalakalmıştım... Dedim ki 'evet ya belki de en çok istediğim şey bu hayatta...' Birinin hiç sorgulamadan, hiç yargılamadan seni dinlemesi... Ona bir çırpıda tüm hayatını anlatmak... Düşüncesi bile kimi zaman rahatlatır beni... Sanki bütün dertlerim, sıkıntılarım, streslerim bir çırpıda bitecek gibi... Sanki o içimde patlayan volkanlar artık akacak... Bir denize varıp soğuyacak... Ve ben artık başka yerlere göç edeceğim... 
  Dedim ya düşüncesi bile rahatlatır... 
  Bakalım... Kimbilir bulurum belki o dünyanın herhangi bir yerinde yaşayanı... Çeker alır belki tüm sıkıntılarımı...

Bazı sözler...

  Müziği duymayanlar, dans edenleri görünce, deli sanırlar...
Nietzsche

 Bu sözünde ayrı bir yeri var bende... Bilemiyorum... Hani bazı sözler vardır ya duyduğunuzda öylece kalırsınız... Sanki bunca zamandır yaşadığınızı bir çırpıda anlatıverir... İşte benim için öyle sözlerden biridir bu... Ve böyle sözleri duyduğumda öyle kaybetmek istemem kolayca... Tıpkı bir define avcısının hazinesini bulması gibi sımsıkı sarılırım ona... 
  Şimdiye kadar ki o sarıldığım sözler olmuş 3-4 sayfa kadar... Bakalım gelir mi devamı... Umutluyum ben...
  O biriktirdiğim güzel sözlerden ara ara buraya yazmak istedim... Belki tıpkı benim gibi sarılmak isteyenler olur diye...

...

  Bulunamayan yerleri bulmak için önce kaybolmak gerekir...

Alev...

  Doymak bilmeyen bir alev gibi kendimi yakıyor ve kemiriyorum... Tuttuduğum ateş, bıraktığım kor oluyor... 
Nietzsche